Kahrolsun PKK
15 şehidin acısı daha içimizdeyken, terör yine yürekleri acıttı. Hakkari'de çatışma çıktı!
Lanet terör yine yaptı yapacagını. Yine yaktı anların yüregini, kahrolun geberin köpekler, ocagınıza ateş düssün beter olun insallah ama sehitlerimizin kanı yerde kalmayacak, sehitler ölmez vatan bölünmez... bölemeyeceksiniz....
Yüksekova'da hain pusu: 15 şehit, 13 asker yaralı, 10 kayıp
Hakkari'nin Irak sınırındaki bölgede devriye gezen
askere teröristelerce saldırı düzenlendi.
Genelkurmay Başkanlığından yapılan son
açıklamaya göre 15 asker şehit olurken,
16 asker yaralandı. Bölgede çatışmaların sürdüğü bildirildi.
Kızımın dogum günü
Bu gün hayatımın tek anlamı canım kanım herseyim bitanecik kızımın doğum günü. 2 yasını bitirip 3 ünden gün alacak.Canım kızım daha nice senelere hep birlikte insallah... Rabbim uzun uzun saglıklı ve huzurlu ömürler nasip etsin insallah.Bitanecik kızım iyiki dogdun iyiki varsın SENİ SEVİYORUZ....
Ankara ya gidiyorum...
Evet arkadaslar nihayet yarın Allah nasip ederse güzel Ankara ma gidiyoruz. Cok özledim herkesi ailemi ve tüm sevdiklerimi.Yaklasık 1 ay kadar blogumla ilgilenemeyecegim ve sizleri ziyaret etmekten mahrum kalacagım ama fırsat bulursam oradan da takip edecegim sizleri, beni yalnız bırakmayın arasıra ugrayın tekrar görüsmek dilegiyle simdilik hoscakalın...
Dosttan Mektup
|
Yüce Rahman adıyla sana verdim selam |
|
Zeki Çimen |
ATATÜRK'ÜN RİCASI
|
Ey milletim, Ben Mustafa Kemal'im... Çağın gerisinde kaldıysa düşüncelerim, Hala en hakiki mürşit, değilse ilim, Kurusun damağım dilim. Unutun tüm dediklerimi, Yıkın diktiğiniz heykellerimi.... **** Özgürlük hala, En yüce değer Değilse eğer... Prangalı kalsın diyorsanız, köleler Unutun tüm dediklerimi, Yıkın diktiğiniz heykellerimi **** Yoksa, çağdaş medeniyetin bir anlamı, Ortaçağ'a taşımak istiyorsanız zamanı, Baş tacı edebiliyorsanız Sanatın içine tüküren adamı, Unutun tüm dediklerimi, Yıkın diktiğiniz heykellerimi. **** Yetmediyse, acısı, şiddetin, savaşın, Anlamı kalmadıysa Yurtta sulh, dünyada barışın, Eğer varsa ödülü, silahlanmayla yarışın, Unutun tüm dediklerimi. Yıkın, diktiğiniz heykellerimi. **** Özlediyseniz fesi, peçeyi, Aydınlığa yeğliyorsanız, kara geceyi, Hala medet umuyorsanız Şıhtan, şeyhten, dervişten, Şifa buluyorsanız, Muskada, üfürükçüden... Unutun tüm dediklerimi. Yıkın, diktiğiniz heykellerimi. **** Eşit olmasın diyorsanız, kadınla erkek, Kara çarşafa girsin diyorsanız, Yobazın gazabından ürkerek... Diyorsanız ki, okumasın Kadınımız kızımız; Budur bizim alın yazımız... Unutun tüm dediklerimi... Yıkın, diktiğiniz heykellerimi... **** Fazla geldiyse size, hürriyet, cumhuriyet... Özlemini çekiyorsanız, Saltanatın, sultanın... Hala önemini anlamadıysanız, Millet olmanın... Kul olun, ümmet kalın, Fetvasını bekleyin, şeyhülislamın... Unutun tüm dedillerimi, Yıkın, diktiğiniz heykellerimi... RAHAT BIRAKIN BENİ...
Süleyman Apaydın
LÜTFEN DİKKAT SİZDE KATILIN !..
Süleymen Apaydının yazdığı günümüze uygun bu şiiri www.babisko.blogcu.com 'un önerisi ile 10 HAZİRAN günü CUMHURİYET' imize sahip çıkmak amacı ile tüm sitelerin ATATÜRK' ün resmini ve yazıyı ilk sayfa olarak kendi sitelerinde yayınlamalarını rica edeceğiz. Eğer bunu diğer blogculara duyrulmasına yardımcı olursanız küçükte olsa birlikteliğimizi göstermiş oluruz, katılan tüm sitelere şimdiden teşekkür ederim. |
Kelebek İle Papatya
Kelebek İle Papatya
Günlerden bir gün, evrenin bir noktasında, küçük bir tırtıl gözlerini
hayata açmış. Doğal içgüdüleri ile hemen beslenmeye başlamış.
Ne bulursa yemiş. Bir süre sonra, yeterince büyüdüğünde,
kendine güvenli bir yer bulup, bir koza örmeye başlamış.
Bu kozanın içinde geçirdiği uzunca bir sürenin sonunda da,
rengarenk kanatlı bir kelebek olup çıkmış.
minik kelebek, uçabiliyor olmanın da verdiği mutlulukla uçmaya
başlamış. Dağlar tepeler aşmış, ormanın her yerini dolaşmış.
Derken bir vadiye gelmiş. Rengarenk çiçeklerin bulunduğu bir vadiye.
Etrafına şaşkın şaşkın bakarken, vadinin öbür ucunda bir papatya
görmüş. Bir anda afallamış. Ne düşüneceğini, ne yapacağını
bilememiş. içinden "Ne muhteşem bir çiçek" diye geçirmiş.
Ve vakit kaybetmeden yüzlerce renkli, hoş kokulu çiçeğin
üzerinden geçip doğruca onun yanında almış soluğu.
"Merhaba" demiş papatyaya, "sizi uzaktan gördüm ve yanınıza
gelmek istedim.". Nazlı papatya şöyle bir bakmış konuğuna ve
"Merhaba" demiş, "ben de yalnızlıktan sıkılmıştım zaten."
Ve konuşmaya başlamışlar. Kelebek ona hayat hikayesini,
nerede dünyaya geldiğini, geçtiği ormanı, tepeleri anlatmış.
Papatya da ona kendinden bahsetmiş. Birbirlerinden gerçekten
hoşlanmışlar. Kelebek bütün zamanını papatyayla geçirmiş.
Gece olunca beraber yıldızları ve ateş böceklerinin danslarını
seyretmişler. Gündüz olunca kelebek, kanatlarıyla papatyayı
güneşin yakıcı ışınlarından korumuş. Minik kelebek papatyayı çok
sevmiş. O kadar çok sevmiş ki, bir türlü onun yanından ayrılamamış.
Papatyanın da onu sevip sevmediğini merak ediyormuş. Ama cesaret
edip de bunu papatyaya söyleyememiş bir türlü. Onu kırmaktan,
incitmekten, bu yüzden kaybetmekten korkmuş. Papatya da
kelebeği çok sevmiş ama o da bir türlü söyleyememiş sevgisini.
Duygularının karşılığının olmayacağından, bu yüzden kelebeği
kaybedeceğinden korkmuş. Böylece iki sevgili yan yana
ama sevgilerini paylaşmadan sürekli sohbet etmişler.
Böylece saatler saatleri kovalamış. Günler geçip de, kelebek
artık zamanı kalmadığını, gücünün tükendiğini anlayınca, papatyaya
dönmüş ve; "Üzgünüm ama senden ayrılmam gerekecek" demiş.
Papatya buna bir anlam verememiş. "Neden" demiş. "Yoksa
benim yanımda mutsuz musun?". "Hayır" demiş kelebek. "Bilakis,
sen benim hayatıma anlam kattın. Fakat biz kelebeklerin ömrü
sadece üç gündür. Ve ben de ömrümü tamamladım. Artık
kelebeklerin hiç ölmediği bir yere gitmeliyim."
Papatya bu duruma çok üzülmüş ama yapacak bir şey yokmuş zaten.
Kelebek artık hiç gücünün kalmadığını, daha fazla tutunamayacağını
fark ettiğinde, son bir gayretle papatyaya "Sevi seviyorum"
diyebilmiş ancak. Papatya donakalmış. Sadece "Bende..."
diyebilmiş kelebeğin arkasından. Ardından da gözyaşlarına boğulmuş.
İçinden "Keşke onun da beni sevdiğini bilseydim.
Keşke onu sevdiğimi söyleyebilseydim." diye geçirmiş.
Papatya, sevdiğinin onu sevdiğini bilmeden geçirdiği günlerin
acısına dayanamamış. Bir süre sonra yaprakları önce solmuş,
sonra da dökülmeye başlamış.
Her düşen yaprakta papatya, "seviyormuş" diye geçirmiş içinden.
İşte o günden beri, bunu bilen aşıklar,
sevgililerine soramadıklarını hep papatyalara sormuş:
"Seviyor mu, sevmiyor mu?
« Önceki ::



